Yeteneklerin Geleceği: Amerikan Rüyası VS Körfez Ülkeleri?

Bu yazı, Burak Yalım imzasıyla, 23 Eylül 2025 tarihinde, WORLDEF News sitesinde “Who Owns the Future of Talent? The Gulf vs. the Old Dream” başlığıyla yayımlanmıştır. Aşağıdaki metin yazının Türkçe çevirisidir.

Yetenek Rekabetinin Yeni Dönemi

Bir asırdan uzun süre boyunca “Amerikan Rüyası” ve daha sınırlı ölçüde “Avrupa Projesi”, küresel hayallerin yönünü belirledi. Yetenekli insanlar sermaye, ölçek ve sosyal hareketlilik arayışıyla Batı’ya yöneldi. Bugün ise dünya, çoğu politika rehberinin takip edemeyeceği bir hızda dönüş yaşıyor. En kritik rekabet artık şirketler ya da sektörler arasında değil; yetenekleri çekme, elde tutma ve büyütme kapasitesine sahip ülkeler arasında. Bu alanda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve giderek tüm Körfez ülkeleri yalnızca yetişmekle kalmıyor, oyunun kurallarını yeniden yazıyor.

ABD’de Daralan Yollar

ABD yönetimi kısa süre önce H-1B nitelikli işgücü vizeleri için 100.000 dolarlık ek bir ücret açıkladı. Buna paralel olarak yaklaşık 1 milyon dolardan başlayan bir “altın kart” hızlı vize seçeneği de duyuruldu. Günler süren kafa karışıklığının ardından Washington bu ücretin tek seferlik olacağını, mevcut vize sahiplerini kapsamayacağını ve yalnızca 2026 çekilişi ile başlayacak yeni başvurular için geçerli olacağını açıkladı. Ancak mesaj açıktı: Erken aşama kurucular ve kariyerinin ortasındaki mühendisler için Amerika artık daha maliyetli, dar ve riskli bir yol sunuyor. Amerika uyum sağlamak için çabalarken, sektör birlikleri belirsizlik konusunda uyarılar yapıyor.

Körfez’de Yükselen Yetenek Çekimi

ABD ve Avrupa halen mutlak sayılarda daha büyük bir nitelikli işgücüne sahip. ABD’de çalışanların yaklaşık yüzde 44’ü profesyonel kategoride; Avrupa Birliği’nde ise 80 milyondan fazla kişi yüksek vasıflı olarak sınıflandırılıyor. Ancak BAE’nin büyüme hızı dikkat çekici. 2022’de yüksek vasıflı göçmenlerin oranı yüzde 22,6’ya çıktı; Abu Dabi’de beyaz yakalı işgücü 2011’den bu yana iki kattan fazla arttı. Kısacası Körfez, Batı’nın artık erişmekte zorlandığı bir hızla yetenek ithal ediyor ve geliştiriyor olabilir.

BAE’nin Start-up Vizyonu

Bu tablo eşliğinde BAE, iddialı bir başlıkla yeni bir kampanya başlattı: “Dünyanın Start-up Başkenti: Emirates.” Hedef somut: Bugün 1,2 milyon olan aktif şirket sayısını 2031’e kadar 2 milyona çıkarmak. Zaten şirketlerin yüzde 94’ü, özel sektör istihdamının yüzde 86’sı ve petrol dışı GSYH’nin yaklaşık üçte ikisi KOBİ’lerden oluşuyor. Yeni program yalnızca bir slogan değil; kamu ve özel sektörden 50’den fazla kurumun iş birliğiyle hayata geçiriliyor. StartupEmirates adlı yeni platform ile 10.000 girişimciye mentorluk ve 2030’a kadar 30.000 yeni istihdam hedefleniyor. Eğitim, ortak çalışma alanları, finansman bağlantıları ve sınır-ötesi ortaklıklarla desteklenmiş bütünleşik bir yapı söz konusu.

Güvenlik de bu çekim stratejisinin merkezinde. Abu Dabi güvenlik endekslerinde 88 civarında bir puanla zirveye yakınken, birçok ABD metropolü şiddet suçlarıyla, Avrupa’nın bazı merkezleri ise kent içi huzursuzlukla mücadele ediyor. Nitelikli profesyoneller için mesaj net: Körfez, Batı’nın garanti edemediği bir anda istikrar sunuyor.

Politika Farklarının Ekonomik Sonuçları

Eğer yüksek vasıflı göçün 2020’lerin belirleyici değişkeni olduğuna inanıyorsanız, ABD’nin yetenek hareketliliğini fiyatla sınırlandırması ve BAE’nin girişimciliğe erişimi desteklemesi aynı sayfada değerlendirilmelidir. Bu fark yalnızca ideolojik değil, ekonomik olarak da belirleyicidir. ABD’deki yeni ücret ya binlerce yenilikçiyi caydıracak ya da yalnızca en büyük işverenlerin kolaylıkla üstlenebileceği bir maliyete dönüşecektir. Geçen yıl büyük teknoloji şirketleri ve BT hizmet sağlayıcıları H-1B’den en fazla yararlananlar arasındaydı; bugün ise operasyonel riskleri azaltmak için çalışanlarına uyarılar yayımlıyor. Emirlikler ise kurucuların en çok andığı finansal olmayan engelleri azaltıyor: hız, kesinlik ve erişim.

Kuşkucular şunu söyleyecektir: “ABD hâlâ sermaye derinliği, araştırma yoğunluğu ve Silikon Vadisi’nin ağ etkisine sahip.” Doğrudur ve bu avantajlar bir gecede kaybolmayacaktır. Ancak en iyi yeteneklerin seçenekleri var; sermaye inandırıcı reformları takip ediyor; politika tutarlı olduğunda ekosistemler hızla büyüyebiliyor. BAE son dönemde gösterişsiz ama kritik işleri iyi yapıyor: şirket kuruluşunu sadeleştirmek, düzenleyicileri uyumlu hale getirmek, pazara çıkış süresini kısaltacak altyapıyı kurmak. Sonuçlar ortada; kayıtlı şirket sayısı beş yılda 600 binden 1,2 milyona çıktı. OECD ülkelerinin çok azı bu hızda bir sıçrama gösterebiliyor. Yeni kampanya sıfırdan başlamıyor; mevcut pistte ivme artırıyor.

Hangi Yetenekler Çekilecek?

Artık soru BAE’nin yetenek çekip çekemeyeceği değil, hangi portföyü oluşturmak istediğidir. ABD göç politikasını milyon dolarlık hızlı geçişle yalnızca ultra sermayeli başvuranlara doğru kaydırırsa, Emirlikler kod yazan, ürün çıkaran, satış yapan ve ikinci kez kurucu olan orta katmanı çekme fırsatını yakalayabilir. İşte ekosistemler ya burada katılaşır ya da patlama yaşar.

Politika çıkarımı açık, vize yolları yalnızca yatırımcılar için değil, küresel hareketliliği yüksek profesyoneller için de hızlı, puan esaslı ve ölçeklenebilir olmalıdır. StartupEmirates platformu cesaret verici bir adımdır; ancak taşınmayı yalnızca bir kariyer kumarı değil, bir aile kararı haline getirecek vize, barınma ve eğitim politikalarıyla desteklenmelidir.

Körfez’de Rekabet ve Çeşitlilik

Elbette Körfez tek bir pazar değildir. Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn farklı stratejiler izliyor ve bu iç rekabet bir zafiyet değil, bir güç kaynağıdır. BAE’de KOBİ’ler özel sektör istihdamının yüzde 86’sını oluşturuyor; komşu ekonomilerde de benzer oranlar söz konusu. Buna BAE’nin  CEPA anlaşmalarıyla Asya ve Afrika ile kurduğu ticaret koridorlarını da eklediğinizde, küresel hırs için yeni bir çerçeve beliriyor: Körfez’de inşa et, her yerde sat.

E-Ticaretin Rolü

Bu vizyonu gerçeğe dönüştüren motor ise e-ticaret. Amazon.ae ve Noon gibi platformlar, güçlü üçüncü taraf lojistik ağları ve aynı gün/ertesi gün teslimat kapasitesi, girişimcilerin ulusal pazara erişimini kolaylaştırdı. Sınır-ötesi ticaret altyapıları, dijital sertifikaların tanınması ve e-fatura uygulamaları sayesinde Dubai merkezli bir KOBİ, ürününü saatler içinde test edip haftalar içinde Körfez genelinde ölçekleyebiliyor. Ortaya yalnızca daha fazla çevrim içi mağaza çıkmıyor; genç şirketlerin kodu ve içeriği, Batı’daki birçok eski lojistik ve düzenleyici tıkanıklığa kıyasla daha hızlı gelire dönüşüyor.

Başarıyı Sınayacak Kısıtlar

Elbette icra olmadan hırs yalnızca bir sahne gösterisi olur. Altı yılda 800 bin yeni şirket hedefi özellikle iddialı. Bunu başarmak için üç temel kısıt açıkça ele alınmalıdır.

Birincisi, erken aşama finansman. Bölgenin geç aşama sermaye havuzları büyüdü, ancak tohumdan Seri A’ya geçiş hala ilk kez kurucu olanlar için ürkütücü. Kamusal fonlar, eş finansman ve zararı önce üstlenen yapılarla özel yatırımcıları teşvik etmeli; ancak piyasa disiplininin yerini almamalıdır. Burada asıl izlenmesi gereken, duyurular değil, bir fikrin ilk kurumsal yatırıma dönüşme hızıdır. Ödeme altyapısı ikinci hızlandırıcıdır. Yüksek kart ve dijital cüzdan kullanımı, birlikte çalışabilir ödeme rayları ve satıcı dostu KYC/AML süreçleri ödeme ve mutabakatı kısaltıyor. “Şimdi al sonra öde” çözümleri ve anlık transferler talebi artırırken girişimcileri işletme sermayesi yükünden koruyor. İhracatçılar için çoklu para birimiyle fiyatlama, otomatik vergi/KDV uzlaştırması ve tek konsolda sınır-ötesi mutabakat; eskiden bir finans departmanı gerektiren işleri bugün ürün yapılandırmasına dönüştürüyor. Körfez’de fintech bir dikey sektör değil, dijital ticaretin işletim sistemidir.

İkincisi, iç pazarın ötesine ölçeklenmek. Körfez yüksek harcama kapasitesine sahip ama nüfus sınırı düşük. CEPA benzeri ticaret anlaşmaları kurucu dostu menşe kuralları, dijital gümrük ve fikri mülkiyet uyumu ile çalışırsa, BAE bir iniş noktası olmaktan çıkar, sıçrama tahtasına dönüşür. StartupEmirates platformu burada bir iş akışı yönlendiricisi olmalı; yerli ve yabancı girişimcileri gerçek alıcılarla ve düzenleyici test ortamlarıyla buluşturmalıdır.

Üçüncüsü, insan kaynağı. ABD’deki ücret şoku tek başına dengeleri değiştirmez; BAE ve komşuları ilgiyi somut başvurulara dönüştürmek zorunda. Bu, 10 günlük profesyonel vizeler, eşlere çalışma hakkı, okul kontenjanı ve inovasyon bölgelerine yakın modüler barınma gibi ayrıntılı hizmetleri içerir. Aynı zamanda vatandaşlar için mesleki ve uygulamalı yolları derinleştirmek gerekir ki Emirliklerdeki yetenek yalnızca “dahil edilen” değil, ekiplerin vazgeçilmez bir unsuru olsun.

Vergi Farkı

Vergilendirme bu karşıtlığı daha da keskinleştiriyor. ABD’de profesyoneller gelirlerinin yüzde 37’sine kadarını federal vergi olarak kaybediyor; eyalet ve yerel vergilerle bu oran artabiliyor. Avrupa’da yüksek gelir gruplarında ortalama efektif vergi oranları yüzde 40’ın üzerinde. Buna karşılık BAE ve bazı Körfez ülkeleri yüzde 0 kişisel gelir vergisi ve yalnızca yüzde 9 kurumlar vergisi uyguluyor. Küresel ölçekte hareket eden yetenekler için bu aritmetik, kader belirleyici bir unsur haline geliyor.

Sonuç: Politikayı Ürüne Dönüştürmek

Bu tablo ABD ve Avrupa’nın çekiciliğini ortadan kaldırmıyor. ABD halen dünya çapında laboratuvarlar ve sermaye piyasalarıyla güçlü; Avrupa hukuk devleti derinliği ve büyük pazar kapasitesiyle cazip. Ancak politika hataları biriktiğinde en iyi yetenekler beklemez. Küresel sistem engelleri azaltan ülke ve şehirleri ödüllendirir.

BAE’nin bugünden “dünyanın start-up başkenti” olduğunu söylemiyorum. Ancak doğru bir yol seçtiğine inanıyorum: Temellere odaklanarak hız, kesinlik, bağlantısallık ve devlet kapasitesi üzerinden rekabet etmek. İki milyon şirket hedefi aslında ulusal ölçekte bir testtir: Koordineli kurumlar, köklü devlerin göç yasalarını yeniden yazma hızından daha hızlı seçenekler üretebilir mi? Önümüzdeki 24 ay bize çok şey gösterecek. StartupEmirates’i izleyin, vize süreçlerini takip edin, KOBİ’lerin CEPA anlaşmalarını nasıl kullandığını görün ve yeni girişimlerin ilk gelirlerini elde etme sürelerini kıyaslayın. Eğer bu göstergeler hareket ederse, anlatılar da onları takip edecektir.

Eski dünyada başarı bir yerdi: Boston, Londra, San Francisco. Yeni dünyada başarı bir süreç: İnsanları, fikirleri ve sermayeyi en az sürtünmeyle dolaşıma sokabilmek. Bu açıdan BAE ve Körfez ülkeleri artık birer “alternatif” değil, giderek birer prototip” haline geliyor. Amerika çekim merkezi olmaya devam edebilir, Avrupa önemli bir pazar olarak kalabilir. Ancak Körfez şu anda daha değerli bir şey yapıyor: Politikayı ürüne dönüştürüyor. Ve bu, küresel yetenek yarışında ölçeklenebilen bir vizyon.


TUİÇ Akademi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Çin Faktörü: Türkiye’nin NATO’ya Girişinden NATO’daki Geleceğine

Türkiye’nin NATO üyeliği çoğu zaman Sovyet tehdidi, Truman Doktrini...

Savaşın Sisi: Güç Sarhoşluğu Neden Hep Yanıltır?

Savaşın öngörülemezliği, savaş yanlısı siyasete karşı en güçlü argümandır....

Ankara 2026 NATO Zirvesi ve Afro-Avrasya’nın Yükselen Jeopolitiği

Atlas: TUİÇ Akademi'de bu hafta tek bir soru var:...

Orta Güç Yanılsaması: Tarafsız Kalmak Artık Bir Seçenek Değil

Orta Güç Yanılsaması Yazar Hakkında Bu yazı The Middle Power Delusion...