Bilindiği üzere Türkiye 1.Ocak.1996 tarihinden bu yana 1/95 sayılı karar çerçevesinde AB ile Gümrük Birliği kapsamında bulunmaktadır. GB’liğinin en önemli özelliği kapsamda yer alan üye ve tabi ülke mallarının AB sınırları içerisinde serbest dolaşımı ve Ortak Gümrük Tarifesi uygulamasıdır. GB kapsamında malların basitleştirilmiş gümrük prosedürüne tabi tutulması, kamu ve hizmet alımlarının serbest rekabet kuralları çerçevesinde basitleştirilmesi ve kolaylaştırılması hedeflenmektedir. Türkiye’nin tabi olduğu konum çerçevesinde, 0-24 fasıllarda yer alan tarım ürünleri ile kamu ihale ve hizmet alımları da kapsam dışındadır.
1/95 sayılı GB Anlaşması’nın yenilenmesine yönelik girişimlerimiz, özellikle Kamu Alımları ve Hizmet Sektörü Anlaşması’nın da kapsama dahil edilmesi amaçlı yaklaşımımıza yönelik müzakere ve girişimlerimiz halen devam etmektedir.
AB Genişleme Komisyonu‘nun 2030 yılına dek Balkan ülkelerinin büyük bir kısmının tam üyeliğe alınması yönündeki kararı, AB-Türkiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının her iki tarafın menfaatine yeniden gözden geçirilmesi ve yenilenmesi açısından daha büyük önem ve ehemmiyet taşımaktadır.
Bir yandan bu süreç devam ederken, Avrupa Komisyonu kamu alımlarını basitleştirmek ve “Avrupalılaştırmak” amacıyla, üç direktif, 26 sektörel yasa, beş ayrı teşvik yaklaşımını içeren, toplamda 900 sayfalık yönetmelik ile yürütülmektedir. Tüm bu düzenlemeler bugünkü AB kamu ihale ve alımlarını yönlendiren hukuki metni oluşturmaktadır. 9 Eylül Çarşamba günü Avrupa Komisyonu, bir ölçüde karmaşık gibi görünen mevzuatı basitleştirmek için yeni bir kamu ihale ve alım yasası önerisinde bulundu ve Komiserler Kurulu da bu yeni öneriyi oybirliğiyle onayladı.
Yeni kamu ihale metnini hazırlayan Komisyon İcra Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné’nin hazırladığı teklife ilişkin Komisyon’a yaptığı açıklamalardan,
Bu yeni düzenlemenin;
- “radikal basitleştirme eylemi” olarak isimlendirilebileceği,
- Oluşturulacak yeni Kamu İhale kurallarının bu reformunun sonunda, üye ülkelere ayrı ayrı adapte edilmeden kolaylıkla uygulanabileceği,
- Homojen ve ortak tek bir metin olarak ortaya çıkacağı,
- Bu yeni yönetmeliğin, her üye ülke tarafından kolaylıkla uygulanabilir nitelikte olduğu,
- Yeni yönetmelik teklifinin önce Avrupa Parlamentosu takiben de Üye Devletleri temsil eden Avrupa Birliği Konseyi’ne sevk edileceği,
- Yeni teklifin gerek Avrupa Merkez Bankası’nın gerek bazı üye ülkelerin bu konudaki bazı önerilerini de kapsadığı,
anlaşılmaktadır.
AB’nin her yıl kamu ihale alımları yaklaşık 2,6 trilyon avroya ulaşmaktadır. Bu değer AB GSMH’nin yaklaşık %15’ini oluşturmaktadır. AB’nin Avrupa sınırları dışına yönelik kamu ihale tutarı ise, 600 milyar avro seviyesine ulaşmaktadır.
Yeni yönetmeliği hazırlayan Stéphane Séjourné’nin açıklamalarından ayrıca;
- Kamu almalarının Avrupa’nın sosyal, çevresel, endüstriyel ve teknolojik egemenliği açısından kendine özgü kamu politikası hedeflerine ulaşabilmeyi amaçladığı,
- AB ekonomisi için “stratejik bir hareket kaldıracı” olarak değerlendirilmesi gerektiği,
- Benzer yaklaşımı ABD, Hindistan ve Çin’in de kullandığı, ekonomiyi güçlendirmeye yönelik yeni bir tarz olarak değerlendirildiği,
- Sunulan bu yeni teklif kapsamında süreçlerin basitleştirilmesi paralelinde, “fiyat kriteri” hakimiyetinin sona erdirilmesinin amaçlandığı,
- Özellikle Çin ürünlerinin AB içerisindeki ağırlığının azaltılmasının amaçlandığı,
anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, sunulan yeni Kamu İhale ilanlarının en az %30 oranında niteliksel kriteri, hatta “emek yoğun” ihalelerde ise, toplam değerin neredeyse %50’sine yönelik yeni bir yerli kriter yaklaşımı öngörüldüğü,
Bu kapsamda;
- Kamu ihale tarafı, karbonsuz ulaşım, enerjide kısa ve sosyal düzenlemeleri tercih ederek, kapsayıcılığı, daha yüksek düzeyde eğitim, güvenlik ve dayanıklılık (siber risk, yabancı müdahale tehdidi, bir ülkenin tedarikçisine aşırı bağımlılık) gibi kriterleri destekleyerek çevresel beklentileri de kapsam dahilinde tutabileceği,
- Bu suretle ihale tarafı “fiyata odaklanmak” yerine daha yüksek seviyede kalite kriterleri tayin etme serbestisine sahip olabileceği,
- Hem uluslararası rekabet kurallarına hem de rekabet kurallarına dayalı hukuksal zeminin güçlendirilmiş olacağı,
İleri sürülmektedir.
Daha öncesinde, AB tarafından yasallaşmış bulunan, özellikle “Made in Europe” (Avrupa Üretimi) kavramı ile vurgulanan “Endüstriyel Hızlandırıcı Yasa” ile de uyumlu olacak yeni bir düzenleme sunulacağı, düzenlemede kaliteye yönelik niteliksel kriterler sayesinde Avrupa tercihinin ön plana çıkması, süreç içerisinde bu yaklaşımın zorunlu hale gelmesinin de beklendiği anlaşılmaktadır.
Bu yeni yaklaşımla, özellikle yerel yönetimlerin maliyet faktörü açısından Çin tekliflerini öncelikleme yaklaşımlarını bertaraf edebilecek nitelikte olduğunun altı çizilmektedir. Bu suretle yerel yönetimlerin daha düşük maliyetli Çin tercihlerinin de önüne geçilmiş olacağı vurgulanmakta, Avrupa tercihi ön plana çıkarılarak, kamu ihalelerini öncelikle AB tedarikçilerine açan yeni bir konsept olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca, mütekabiliyet esası üzerinde de önemle durularak bir ülkenin kamu ihalesinden dışlanmasının ancak karşılıklılık ilkesi doğrultusunda mümkün olabileceğine, atıfta bulunularak, bir ölçüde Çin tamamen dışlanmamaktadır.
Öte yandan, önerilen yeni teklifte endüstriyel kolaylaştırıcı yaklaşım çerçevesinde bazı sektörlere yönelik münferit metinler de yer almaktadır. Ör. Taşıtlar için kamu fonları, vergi avantajları gibi kolaylıklardan faydalanılabilmesi için; 27 Üye Devletin oluşturduğu minimum Avrupa standart içeriği ortalamasına sahip olunması önerilmektedir. Aynı zamanda kamu ihale sözleşmelerinde çimento, çelik veya yeşil teknolojiler (güneş, batarya, rüzgâr türbinleri, ısı pompaları, nükleer vb.) üzerinde benzer ilkeler öngörülmekte, Bulut ve Yapay Zekâ Geliştirme Yasası kapsamında bulut ve yapay zekânın geliştirilmesine ilişkin taslak yönetmelik ile geçtiğimiz mayıs ayında kabul edilen “kritik ilaçlar” düzenlemesi kapsamında yer alan ilkelerin yanı sıra “Avrupa Üretimi” kriterlerinin de kapsamda yer alması öngörülmektedir.
Sunulan yeni metin düşük maliyetli alım veya hizmetten çok objektif kriterlerin kullanılmasıyla artan ayrıcalık risklerini de bünyesinde ihtiva edeceği değerlendirilmektedir. Her ne kadar Komisyon rekabet ve şeffaflık yoluyla kendini korumayı arzu ediyor ise de, oluşturulacak Ortak Kamu İhale Platformu’nun ulusal ihale platformlarının otomatik olarak bağlanabileceği bir “Avrupa Platformu”na dönüştürülmesinin amaçlandığı görülmektedir.
AB bünyesindeki Şirketler ise, sadece bir kez kaydolup, oluşturulacak formlar üzerinden ihalelere katılım sağlayabilecek, böylece diğer ülkelerin piyasalarını daha kolay tanıma ve erişme imkanına da sahip olabilecekler.
Bu, yeni yaklaşımın ihale çağrılarına yönelik katılımcı sayısının azaldığı dönemde önemli bir yenilik olarak değerlendirilmekte, farklı dil engelinin de ortadan kalkması beklenmektedir. Yeni düzenleme ile oluşturulacak ortak platformun, düzenlemenin kabulünden en erken 2030’da yürürlüğe gireceği belirtilirken, düzenlemede önemli ölçüde Fransız etkisi hissedildiği görüşüne de yer verilmektedir.
Esas olarak, yeni kamu ihale reformuyla; AB içerisinde Çin ürünlerini öncelikleyen “fiyat kriteri” hakimiyetine son verilmesi yanı sıra, AB bünyesindeki yıllık 2.6 Trilyon avro tutarındaki bütçenin büyük bir kısmının yine AB içerisinde kalmasının amaçladığı anlaşılmaktadır.
Eğer imkân bulunabilirse, AB-Türkiye arasında mevcut GB Anlaşması yenilenerek, hizmetler sektörü ve kamu alımları da kapsama dahil edilebilirse, bu gelişme hem Türkiye hem AB açısından, iki taraflı ciddi bir ekonomik bütünleşmenin yanı sıra güçlü olduğumuz müteahhitlik, savunma sanayii ve hizmet sektörlerinde yeni iş birliği imkânlarını da beraberinde getirebilecek niteliktedir.
Ömer Faruk DOĞAN
TUİÇ Akademi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.


