Sırbistan Ratko Mladić’i Ne Zaman İktidardan İndirecek?

Bu yazı, Tomislav Marković tarafından kaleme alınmış olup özgün olarak !odgovor portalında yayımlanmıştır. Metin, TUİÇ Akademi için Türkçeye çevrilmiştir. Yazıda yer alan görüş ve değerlendirmeler yazara aittir.

Savaş suçlarının baş aktörlerinden Ratko Mladić için düzenlenen ölüm sonrası anma ve taziye gösterilerinin ortasında Aleksandar Vučić, 29 Ağustos’ta Užice’de bir parti mitingi düzenledi. Yaklaşık iki yıl önce iktidardaki Sırp İlerleme Partisi (SNS) rejimine karşı kitlesel protestoların başlamasından bu yana Vučić, direnişin güçlü olduğu kentlere gitmekten kaçınıyordu. Užice de bu kentlerden biriydi. Henüz resmen ilan edilmemiş seçimler için fiilî bir seçim kampanyasının yürütüldüğü bugünlerde Vučić, kendisine yönelik tepkinin özellikle güçlü olduğu kentlere de gitmeye karar verdi.

Çetnik ideolojisinin savunucuları mitingi Partizan Meydanı’nda düzenledi. Cumhurbaşkanının gelişi ve çevre bölgelerden destekçilerinin taşınması sırasında herhangi bir sorun yaşanmaması için öncelikle meydanın “istenmeyen unsurlardan”, yani SNS politikalarına muhalif Užice sakinlerinden temizlenmesi gerekiyordu.

Bu amaçla sivil polisler önce meydandaki kafelerin açık alanlarını dolaşarak müşterilerin kimliklerini kontrol etmeye ve onları bölgeden uzaklaştırmaya başladı. Ancak hareket özgürlüğünden vazgeçmeye niyeti olmayan bir grupla karşılaştıklarında, partinin güvenlik görevlilerinden yaklaşık otuz kişilik bir grup hızla olay yerine geldi.

Rejimin Sokak Gücü

Olay yerinde bulunanların ifadelerine ve bağımsız medyada yayımlanan haberlere göre, iri yapılı bu kişiler adeta üniformalıydı; hepsi birbirinin aynı siyah tişörtleri giymişti. Kimlik kontrolleri devam ederken kalabalığın arasına girerek meydanda bulunanlara saldırmaya başladılar.

Rejim karşıtı vatandaşların büyük bölümü Jandarma, üniformalı polisler ve sivil polisler tarafından meydandan uzaklaştırıldı. Gerektiğinde güç ve cop kullanıldı. Ancak söz konusu grup kolayca dağıtılamayınca daha sert yöntemlere başvurulması gerekti. Bu tür işler için de her zamanki gibi iktidar partisinin sokak güçleri devreye girdi.

Operasyonun ne kadar “başarılı” olduğunu görüntülerden anlamak mümkün. Videolardan birinde kanlar içindeki bir adamın bir kafenin bahçesinin yanında dört ayak üzerinde ilerleyerek saldırganlardan kaçmaya ve canını kurtarmaya çalıştığı görülüyor. Parti görevlileri ise sandalyeleri ellerine alarak adamın başına ve vücuduna vuruyor.

Ancak adamın hayatının açıkça tehlikeye girdiği anlaşılınca sivil polisler ortaya çıkıp dayağı durduruyor. Saldırganlar ise bu kez başka birilerini hedef almak üzere bölgeden uzaklaşıyor.

Ardından, rejim şiddetinin artık kaçıncı örneği olduğu dahi bilinmeyen bu olay hakkında kınamalar geldi. Muhalefet siyasetçileri, çeşitli tanınmış isimler ve analistler açıklamalar yaptı. Öğrenci hareketi de yayımladığı bildiride, “Hiçbir morluk, hiçbir kırık kaburga ayağa kalkmaya karar veren vatandaşları durduramayacak” mesajını verdi.

Ancak gerek bu açıklamalarda gerekse sayıları giderek azalan bağımsız medyanın haberlerinin çoğunda, görüntülerde açıkça görülebilen bir ayrıntıdan söz edilmedi.

Ratko Mladić’in Resminin Bulunduğu Tişörtler

Vučić’in parti adına hareket eden saldırganları gerçekten de tek tip giyinmişti ve siyah tişörtler taşıyorlardı. Ancak bu tişörtlerin arkasında Ratko Mladić’in resmi vardı.

Rejimin şiddet uygulayan adamları, Srebrenitsa’da soykırım ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edilmiş bir savaş suçlusunun, kitlesel katliamların sorumlularından Ratko Mladić’in resmini sırtlarında taşıyarak Užice’deki protestocuları dövüyordu.

Bu gerçeğin görmezden gelinmesi ne tesadüf ne de şaşırtıcıydı. Görüntüyü ve saldırganların tişörtlerinin arkasındaki Mladić resmini gördüğüm anda, muhalif kamuoyunda bunun pek fazla konuşulmayacağını tahmin ettim.

Benzer bir sessizlik Aralık 2024’te de yaşanmıştı. Belgrad’ın Novi Beograd semtinde yaşlı bir adam öğrencilere bıçak çekmiş, daha sonra bu kişinin Haziran 1992 ile Ocak 1993 arasında Saraybosna’nın Ilijaš belediyesinde Kriz Kurulu Başkanı ve Sırp güvenlik güçlerinin komutanı olarak görev yapan Ratko Adžić olduğu ortaya çıkmıştı.

İnsani Hukuk Merkezi ile Ilijaš Kayıp Aileleri Derneği, Adžić hakkında daha 2016 yılında Sırp olmayan nüfusa karşı işlendiği ileri sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle suç duyurusunda bulunmuştu.

O dönemde de bu konu pek konuşulmadı. Geçmişin hayaleti öğrencilere karşı eline bıçak aldığında bile bu, muhalif kamuoyu açısından önemli bir mesele hâline gelmedi.

Suçlarla Dolu Geçmişin Üzerini Örtmek

Sırbistan toplumunun demokratik kesimi, suçlarla dolu geçmiş ile ülkenin tekrar tekrar içine düştüğü otoriter düzen arasındaki açık bağlantıyı onlarca yıldır görmek istemiyor.

Geçmişle yüzleşememe ile demokratik olmayan düzen arasındaki ilişki, muhalif yurttaşların kör noktası olmaya devam ediyor.

Toplumun Avrupa yanlısı kesimi yolsuzluktan, Anayasa’nın ihlal edilmesinden, seçimlerin çalınmasından, yoksulluktan, Avrupa yolundan uzaklaşılmasından, ele geçirilmiş kurumlardan, kontrol altındaki yargıdan, rejim şiddetinden ve yasaların kitlesel biçimde ihlal edilmesinden çokça söz ediyor.

Ancak Milošević rejiminin savaş politikalarından, komşu devletlere yönelik saldırılardan, sayısız savaş suçundan, Belgrad çevresindeki toplu mezarlardan, cesetlerin taşındığı soğutuculu kamyonlardan, Saraybosna kuşatmasından, Vukovar’ın yıkımından, toplama kamplarından, kitlesel tecavüzlerden ya da soykırımdan söz etmeyi pek sevmiyor.

Kanlı 1990’lar, Büyük Sırbistan politikasına verilen kitlesel destek, Milošević’in bir kurtarıcı gibi karşılanması ve toplumun bugün içinde bulunduğu durum arasında neden-sonuç ilişkisi kurmak ise neredeyse bir tür sapkınlık olarak görülüyor.

Geçmişin sistematik biçimde sessizliğe gömülmesi ve inkâr edilmesine, Vojislav Koštunica ve Boris Tadić başta olmak üzere sözde demokratik güçler de önemli ölçüde katkıda bulundu. Ancak bunun Šešelj ve Milošević’in eski çalışma arkadaşlarının yeniden iktidara dönmesinin ve otokratik bir yönetimin kurulmasının temel nedenlerinden biri olduğu nadiren kabul ediliyor.

Demokrasimizin önde gelen isimlerinin hangi siyaset teorilerini okuduklarını —tabii bu alanda herhangi bir şey okuyorlarsa— bilmiyorum. Ancak geçmişle, suç mirasıyla ve bütün bu dehşeti yaratan Büyük Sırp milliyetçiliği ideolojisiyle köklü biçimde hesaplaşmadan otokrasinin yıkılabileceğine, sistemin radikal biçimde değiştirilebileceğine ve Sırbistan’ın hukukun üstünlüğünün, yasalara saygının, özgür seçimlerin ve diğer Avrupa değerlerinin geçerli olduğu demokratik bir devlete dönüştürülebileceğine inanmak bütünüyle akıl dışıdır.

Açık Bir Bağlantı Var

Frankfurt Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün eski direktörlerinden sosyoloji profesörü Helmut Dubiel, Hiç Kimse Tarihten Muaf Değildir (Niemand ist frei von der Geschichte) adlı kitabında Almanya’nın demokratikleşmesinin Nazi geçmişiyle yüzleşme düzeyine doğrudan bağlı olduğunu oldukça ikna edici biçimde ortaya koymuştur.

Dubiel, Federal Meclis’te onlarca yıl boyunca gerçekleştirilen tartışmaları analiz ederek, “Almanların kendi tarihleri için kolektif sorumluluk üstlenememeleri ile demokratik erdemlerinin kronik biçimde gelişmemiş olması arasındaki ilişkiyi” ayrıntılı biçimde açıklamıştır.

Almanya’dan farklı olarak Sırp toplumu, kendi tarihimiz için kolektif sorumluluk üstlenememenin demokratik erdemlerin gelişmesini engellediği aşamada kalıcı biçimde sıkışıp kalmıştır. Bu durum bizi doğrudan 1990’ların rejiminin restorasyonuna ve Vučić otokrasisinin kurulmasına götürmüştür.

Ratko Mladić’in resimlerinin bulunduğu duvar resimleri Sırbistan’ın dört bir yanındaki duvarlarda varlığını sürdürdükçe, hüküm giymiş kitlesel katliam failleri medya yıldızları olarak ekranlara çıkarıldıkça ve kültür kurumları savaş suçlularının kitaplarının tanıtıldığı platformlara dönüştükçe Sırp toplumunun demokratikleşmesinden ve normalleşmesinden söz etmek mümkün değildir.

Mladić’in ölümünden sonraki günlerde bu durum bir kez daha açıkça görüldü. Ölüm sonrası saygı gösterileri adeta norm hâline geldi. Mladić’in eylemleriyle —soykırım dâhil— gönüllü biçimde özdeşleşmek kolektif bir olguya dönüşürken, yalnızca birkaç kişi ve bazı kuruluşlar bu kişiyi ve işlediği vahşeti açık ve yüksek sesle mahkûm etti.

Sessizlik ve tepki göstermemek de oldukça anlamlıdır; özellikle de radikal bir değişim gerçekleştirmesi beklenen güçler söz konusu olduğunda.

Sanki burada konuştuğumuz meseleler önemsiz ayrıntılarmış gibi davranılıyor. Oysa söz konusu olan bizim adımıza işlenen en korkunç suçlar; Belgrad’daki entelektüel çevrelerde tasarlanan, Belgrad’dan organize edilen, finanse edilen ve mümkün olan her şekilde desteklenen ortak suç girişimidir.

Üstelik bütün bunlar Milošević, Šešelj, Arkan ve diğerlerinin savaş politikalarına toplumun geniş kesimlerinin verdiği kitlesel destekle mümkün olmuştur.

Düzenin Temelindeki Mladić

Aleksandar Vučić, parti ordusuna Ratko Mladić’in resminin bulunduğu üniformalar giydirerek, kuşatma altındaki Saraybosna’nın üzerindeki mevzilerde dolaştığı ve elinde AK-47 marka bir “şemsiye” taşıdığı siyasi gençliğine olan temel bağlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Suç girişiminin siyasi kanadındaki rolü nedeniyle siyasetten men edilmesi, belki de parmaklıklar ardında olması gerekirdi; devlet başkanlığı makamında değil. Ancak savaş geçmişinin önemsizleştirilmesinin doğrudan sonucu olan bu büyük başarısızlıkta, bugünkü çöküşün nedenini görenlerin sayısı oldukça azdır.

Saldırganların tişörtlerindeki Mladić resmi açık bir siyasi ve ideolojik mesajdır. Aynı zamanda iktidara karşı ayağa kalkanlara yönelik bir tehdittir: Vučić’in birlikleri kendi yurttaşlarına karşı yürüttükleri mücadelede, Mladić ve adamlarının Boşnaklara karşı kullandıkları yöntemlere dahi başvurabilirler.

Vučić ve suç ortakları iktidarları boyunca gerçek bir Ratko Mladić kültü inşa ettiler. Geçmişi daha da fazla tahrif ettiler ve geçmişin inkârından, suçluların ve yaptıklarının yüceltilmesine geçtiler. Bu da soykırımın yeni bir aşaması hâline geldi.

Milošević düzeni hiçbir zaman gerçekten yıkılmadı. Yenilgiye uğratılan güçler kısa sürede yeniden toparlandı ve Zoran Đinđić’i öldürdü. Bundan sonra radikallerin ve sosyalistlerin yeniden iktidara dönmesi yalnızca bir zaman meselesiydi.

Böylece temelinde Ratko Mladić’in bulunduğu bir düzen inşa edildi.

Mladić burada hem gerçek bir kişi, suç planlarının sahadaki uygulayıcısı hem de toplumun bütün gözeneklerine sızmış ve soluduğumuz zehirli havaya dönüşmüş bir ideolojinin sembolüdür.

Aleksandar Vučić’i ve Sırp İlerleme Partisi’ni bir şekilde iktidardan indirebiliriz. Seçimlerle, kaçınılmaz kitlesel protestolarla ve bunlara eşlik edecek her şeyle… Eğer ayağa kalkan toplum seçim zaferini savunabilecek kadar güçlü olursa, bu ihtimal gerçektir.

Ancak asıl soru şudur:

Ratko Mladić’i iktidardan ne zaman indireceğiz?

Korkarım, bu soruyu kendisine soranların sayısı oldukça az. Buna anlamlı bir cevap verebileceklerin sayısı ise daha da az.


TUİÇ Akademi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Yugoslavya’dan Uzun Yaşayan Komünistler Üzerine: İnançlar Eskidiğinde Onlardan Vazgeçmek Gerekir

Bu yazı, Haris Imamović tarafından kaleme alınmış ve özgün...

Afro-Avrasya Yüzyılı

Afro-Avrasya Yüzyılı, Doç. Dr. Hakan Arıdemir. Uluslararası sistemde büyük...

Ratko Mladic Öldü: Mladic’in Yıkamadığı Ev

Jasmin Mujanović | 28 Ağustos 2026 Editörün Notu: Bu yazı,...

Bir Sonraki Küresel Ekonomik Kriz Çin Kaynaklı Olabilir

Aşırı Kapasite Nasıl Sona Erer? Michael B. G. Froman Eylül/Ekim 2026Bu...