Dünya ve Batı Enerji Açığının İkmalinde Yeni Ümit Afrika

9-12 Şubat 2026 tarihleri arasında G.Afrika’nın Cape Town şehrinde 32.si düzenlenen Afrika Indiba Maden Konferansı ilginç yaklaşımları da beraberinde getirdi. Konferans süresince yayımlanan bildiriler ve konferans sonuç belgesi ışığında oldukça farklı yeni bir Afrika yaklaşımı ortaya çıktı.  Dünya ve Batı’nın enerji ihtiyacını gidermede yeni ümit, yeni kapı “Afrika uranyum zenginliği”. Afrika Batı’dan enerji temini konusunda yeniden ümitlendirdi.

2022 yılında baş gösteren Rusya-Ukrayna savaşı 4. yılına girerken, özellikle enerji başta olmak üzere dünya ciddi bir enerji darboğazına girdi. Halen devam eden savaş ve Batı’nın uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle, enerji ihtiyacını Ukrayna üzerinden Rusya’dan doğal gaz olarak temin eden Batı, oluşan enerji darboğazı nedeniyle ekonomide durgunluk ve özellikle Çin ve ABD’yle ekonomik rekabette önemli bir açmazla karşı karşıya kaldı.

Enerji temin sıkıntısı nedeniyle maliyetler artarken, rekabette duraklayan Batı, önce kendi terk ettiği kömür santralleri ve Almanya başta olmak üzere kademeli olarak devre dışı bırakılan nükleer santrallerin yeniden üretime alınması gündeme getirildi. Ancak nükleer santrallerin yeniden enerji üretimine kazandırılması uzun bir süreç ve yüksek maliyet gerektirmesi Avrupa’yı farklı arayışlara sürükledi.  Başlangıçta ortaya konan “Gazoduc” projesi, kolay, hızlı ve hemen hayata geçirilebilir olarak gürüldü. Avrupa 30 milyar avroluk projeyle, Nijerya doğal gazını Fas ve İspanya üzerinden Avrupa’ya ulaştırarak yıllık 33 milyar m³ doğal gaz tedariki sağlamayı hedeflese de, proje kapsamındaki doğal gazın Avrupa’ya ulaştırılabilmesi için 13 ülke üzerinden geçme zorunluluğu ve bu ülkelerin bir bölümünün kendi içlerinde sorunlu olmaları nedeniyle, beklenen toplu mutabakat 2023 başından bu yana halen sağlanamamıştır. Gecikme Avrupa’yı ve dünyayı enerji kaynağı anlamında yeni arayışlara zorlamıştır.

Bu anlamda Cape Town’da düzenlenen 32. Afrika maden konferansı Avrupa ve özellikle dünya için yeni bir ümit kapısı olma yolunu açmıştır. Bir yandan zenginleştirilmiş uranyum üretimi, ABD ile İran’ı karşı karşıya getirip ciddi bir kriz ve arzu edilmeyen savaş ihtimaliyle bütün bölgenin bir ateş çemberine dönüşmesi riski paralelinde 3. Dünya Savaşı’nı çağrıştırır söylemlerin ortaya çıkmasına rağmen, Afrika’nın uranyum zenginliği Batı ve dünya için sanki yeni bir ümit ışığı haline dönüşmüştür.

Söz konusu konferans esnasında ortaya çıkan bilgilere göre bugün dünyada yaklaşık 400 reaktör bulunmakta, önümüzdeki yirmi beş yılda ise nükleer enerji üretiminde kullanılacak reaktör sayısının en az üç katı kadar artarak en az 1.000 reaktör seviyesine ulaşılacağı anlaşılmaktadır.

Dünya enerji açığının giderilmesinde önemli bir alternatif olarak görülen sarı cevher “uranyum” ihtiyacının önümüzdeki süreçte önemli ölçüde artması ve hatta ihtiyaç açığı yaşanmasının beklendiği anlaşılmaktadır. Mevcut nükleer reaktörlerde kullanılmak üzere dünyada mevcut 67.000 ton olarak üretilen uranyum talebinin önümüzdeki 15 yıl içerisinde 150.000 tona ulaşması beklenmektedir.

Ancak, diğer birçok mineralde olduğu gibi Afrika dünya uranyum ihtiyacının giderilmesinde de önemli bir tedarik merkezi olarak karşımıza çıkmaktadır.  Halihazırda Afrika yaklaşık 1 milyon ton kapasite ile dünya uranyum rezervlerinin %20’sini bünyesinde bulundurmaktadır. Özellikle Tanzanya, Namibya, Nijer en önemli uranyum yataklarına sahip Afrika ülkeleri arasında yer almaktadır. Güney Afrika ise daha küçük ölçeklerde uranyum rezervi bulundurmaktadır.

Hızla gelişen yeni teknolojilerde yüksek oranda kullanılan minerallere yönelik talebin artması nedeniyle, son 10 yılda tüm minerallerde fiyat artışı yaşanırken, münhasıran uranyumda ise fiyatlar neredeyse diğer minerallere oranla yarı yarıya gerilemiş bulunmaktadır. Bu durumda uranyuma yönelik mevcut ilgiyi yoğunlaştırmaktadır. Söz konusu fiyat gerilmesinin sektörde yapılan yatırımların durması ve özellikle yaşanan bazı siyasi olgular nedeniyle, Nijer’de oluşturulan 200.000 ton rezerv kapasiteli dünyanın en büyük uranyum sahalarından birisi olarak kabul edilen Imouraren sahası için verilen işletme izninin iptal edilmesi ve rezervin atıl halde kalması nedeniyle, talebi paralelinde de fiyatları önemli ölçüde düşürdüğü gözlenmektedir. Nijer yönetimi kendi uranyum rezervlerinin ancak kendi yasal düzenlemeleri çerçevesinde işletilebileceği konusunda kararlı olduklarının altını çizerek, başta Fransa olmak üzere yatırım ümitlerini daralttıkları anlaşılmaktadır.

Anılan konferans esansında, ABD’li arama ve üretim şirketi Uranium Energy Corp.’un genel başkanı Scott Melbye, “Afrika’nın uranyum üreticileri için büyük bir fırsat sunduğu” hususunun altını çizerek, uranyumun çok güçlü bir jeopolitik unsur olduğu üzerinde durmuştur. Halihazırda dünyada Kazakistan, Çin ve Rusya’nın önemli uranyum üreten ülkeler arasında ön sırada geldiği bilinmektedir. Rusya’ya yönelik mevcut kısıtlamalar ise enerji tedarik sürecinde karşılaşılan sorunları daha da hissedilir hale getirmektedir.

Afrika’da enerji üretimi için yeteri kaynakların bulunduğu ancak tamamının henüz keşfedilmediği, büyük bir potansiyelin mevcut olduğu, yeni madenlerin açılma yeteneğinin ise üretim ve işletme maliyetlerine bağlı olacağı ortaya çıkan önemli bir sonuç olarak görülmektedir. Ancak çok daha yüksek seviyede tahmin edilen potansiyelin özellikle altyapı açığı ve siyasi risk algısı nedeniyle tam kapasite kullanımının kısıtlı olabileceği belirtilmektedir.

Ancak üzerinde durulması gereken bir diğer önemli olgu ise Afrika kıtasında bugün 1,5 milyara yaklaşan nüfusun nerede ise yarıdan fazlasının henüz medeniyetin önemli unsuru elektrik kullanımından mahrum olduğu veya elektriğe ulaşımın çok kısıtlı bulunduğu şeklindeki üzücü gerçekliktir. Afrika’da elektrik enerjisi ihtiyacı, üretimi ve ekonomik büyümeyi kısıtlayan en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Uranyum zengini Afrika’da 1980’de hizmete açılan 1.800 megavat (MW) kapasiteli tek bir nükleer santral “Koeberg-G.Afrika’da bulunmaktadır. Ciddi elektrik bunalımı yaşayan G.Afrika travma haline dönüşen elektrik kesintileri nedeniyle, (ki bu husus bir çok Afrika başkentinin bu gün en önemli sorunudur), ihtiyacı karşılayabilmek için yeni reaktörler inşa etmeyi planladığı, 2040 yılına kadar mevcut kapasiteyi üç katına çıkaracağı, 5.200 MW elektrik üretimi planlandığı, belirtilerek uranyumun bizzat Afrika için de özel stratejik önemi haiz olduğu vurgulanmaktadır.

Dünyanın uranyum zengini kıtada, G.Afrika dışında sadece Mısır’da, Rus Rosatom ortaklığıyla 4.400 MW gücünde dört reaktör bulunan nükleer santral inşa etme sürecinde olduğu bilinmektedir. Ancak Mısır’ı örnek alarak birçok Afrika ülkesinin de nükleer reaktör konusunda çok arzulu olduğu, Gana ve Kenya’nın mevcut projelerinin ileri aşamalara ulaştığı, Namibya, Zimbabve ve Ruanda’nın ise henüz proje üzerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Üzerinde durulan önemli bir diğer nokta ise Afrika’da nükleer konusunda yasal bir çerçeve ve sağlam bir düzenleyici otorite oluşturma konusunda birçok zorlukla karşı karşıya olunduğudur. Ancak mevcut şartlarda uranyumun kıymetinin anlaşılmasıyla, önümüzdeki on yıl içerisinde Afrika için cazip olan uranyumdan enerji üretiminin büyük bir hızla artması beklenmektedir. Afrika’nın bu süreci kendi başına yürütemeyecek olması nedeniyle, kurulacak ortaklıkların çok büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır.

Bu durum çift yönlü olarak Batılı firmaların özel ilgisini Afrika kıtasına yöneltmektedir. Bir yandan Afrika’ya yatırımla kolay ve yüksek seviyede elektrik enerjisi üretimi ve gelir imkânı değerlendirilirken, diğer taraftan Batı’nın enerji ihtiyacının giderilmesinde stratejik önemi haiz konuma ulaşan uranyum açığının kapatılmasında da Afrika kıtası en öncelikli özel alternatifler arasında değerlendirilmektedir.

ÖMER FARUK DOĞAN – Büyükelçi

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Afrika – ABD Ticari İlişkilerinde Yeni Durum ve Türkiye’nin Konumu

2025 Ocak ayında ABD Başkanlığını kazanan Donald Trump'ın görevi...

AB Genişleme Komiserinin Ankara Ziyareti: AB Rekabet Sürecine, Türkiye’nin Olası Katkıları

ABD Başkanı Trump’ın 2025 başında ikinci kez başkanlık görevine...

Kişiselleşmiş Küresel Düzen – Personalist Global Order

Kişiselleşmiş Küresel DüzenBüyük Güç Politikalarını Bireysel Heveslerin Belirlediği Bir...

Krizden Kalıcılığa: 2025’te Küresel Göçün Fotoğrafı

Krizden Kalıcılığa: 2025’te Küresel Göçün Fotoğrafı 2025 yılı, insan hareketliliğinin...