Sırbistan’da Protestoların Anatomisi: Bir Altyapı Felaketinden Siyasal Krize
Hatice Deniz Hızal
2024 Kasım ayında Novi Sad’da yeni inşa edilen tren garı platformunun çökmesiyle yaşanan facia, Sırbistan kamuoyunda derin bir travmaya ve bununla birlikte büyük bir toplumsal tepkiye yol açtı. Açılışının üzerinden yalnızca altı ay geçmiş olan bir kamu altyapı projesinin çökmesi sonucu 15 kişinin yaşamını yitirmesi, meselenin teknik sınırların ötesine geçerek doğrudan kamusal güvenlik, yolsuzluk, siyasal sorumluluk ve yönetişim krizine evrilmesine neden oldu. Devlet yetkilileri olayın ardından üç günlük ulusal yas ilan etti; ancak bu sembolik jest, kamuoyunda sorumluların belirlenmesi ve hesap vermesi yönündeki beklentiyi karşılamaktan uzaktı.
Başlangıçta Novi Sad halkının sınırlı eylemleriyle şekillenen protestolar, birkaç gün içinde ülke genelinde hızla yayıldı. Olayın detaylarının kamuoyuna yansımasıyla birlikte, gösterilerin kapsamı yalnızca kazanın kendisine değil, genel olarak kamu kaynaklarının yönetimine, siyasal denetim mekanizmalarının zayıflığına ve hükümetin şeffaflıktan uzak yönetim anlayışına yöneldi. Bu tepkiler yalnızca muhalif kesimlerle sınırlı kalmadı; akademisyenler, mühendislik odaları ve üniversite öğrencileri gibi bağımsız gruplar da sürece dahil oldu. Özellikle üniversite öğrencilerinin gerçekleştirdiği 15 dakikalık sessizlik duruşu, hayatını kaybedenleri anmanın ötesinde, devletin suskunluğu ve hesap vermekten kaçınan bürokratik yapısına karşı simgesel bir duruş niteliğindeydi. Öğrenciler, ülkenin çeşitli şehirlerinde yolları trafiğe kapatarak, kamu alanlarının yönetimine dair sessiz ama etkili bir eleştiri sundular (CRTA, 2024).
Öğrencilerin protestoları sadece sokak gösterileriyle sınırlı kalmadı. Aralık ayından itibaren Belgrad Üniversitesi başta olmak üzere birçok yükseköğretim kurumunda öğrenciler ders boykotlarına başladı. Bu boykotlar haftalık bazda sürdürüldü ve bazı fakültelerde derslere katılım neredeyse tamamen durdu. Öğrenciler, yalnızca eğitim değil, gelecekleri ve yaşam güvenliklerinin tehdit altında olduğunu savunarak, eğitim hakkını siyasal bir baskı aracına dönüştürdü. Akademik personel ve sendikalar da öğrencilere destek açıklamaları yaparak hareketin meşruiyetini güçlendirdi (Reuters, 2024). Üniversitelerde düzenlenen forumlar, paneller ve açık oturumlarla protestolar kurumsal bir dayanışma biçimine dönüştü.
Protestoların büyüklüğü kısa sürede ülke genelinde dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Yaklaşık 1,5 milyon nüfusa sahip Belgrad’da, yalnızca bu şehirde 50 bine yakın kişinin katıldığı eylemler düzenlendi. Bu kitlesel tepkinin merkezinde dört temel talep yer alıyordu: Olayla ilgili tüm ihale ve denetim belgelerinin kamuoyuna açıklanması, sorumluluğu olan siyasi ve idari aktörlerin istifası, bağımsız teknik heyetlerin denetim süreci yürütmesi ve projeyle ilgili tüm yolsuzluk iddialarının yargıya taşınması (Transparency Serbia, 2024). Diğer yandan, muhalefet partileri gösterilerin başından itibaren protestolara destek vererek kamuoyundaki tepkilerin kurumsal siyaset içinde de karşılık bulmasını sağladı. Özellikle muhalif milletvekilleri Novi Sad’daki tren kazasını parlamentoda gündeme taşırken, bazı parti temsilcileri meclis oturumlarında sembolik protesto eylemleri gerçekleştirdi (Euronews, 2024). Medya cephesinde ise tablo çift yönlüydü: Bağımsız gazeteciler ve dijital medya protestoları düzenli biçimde kamuoyuna aktarırken, bazı hükümete yakın medya kuruluşları eylemleri ya görmezden geldi ya da dış müdahale iddialarını ön plana çıkardı (The Times, 2025). Protestolar sırasında çeşitli kentlerde toplamda onlarca kişi gözaltına alındı; Novi Sad’daki adliye önünde gerçekleştirilen eylemde 8 kişi, olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ise 11 kişi daha gözaltına alındı (Euronews, 2024). İnsan hakları savunucuları, gözaltıların ifade özgürlüğünü baskı altına alma girişimi olduğunu belirtti (The Times, 2025).
Toplumsal baskının yoğunlaşmasıyla birlikte, hükümet cephesinde de bazı kırılmalar yaşandı. Olaydan üç hafta sonra, Başbakan Miloš Vučević istifa etti (Radio Free Europe, 2025). Bu istifayı ulaştırma bakanı ve altyapıdan sorumlu iki üst düzey bürokratın görevlerinden ayrılması izledi. Vučević yaptığı açıklamada, “kamusal güvenin yeniden inşası” gerekçesiyle istifa ettiğini belirtti; ancak çok sayıda gözlemci, bu adımı yeterli bir siyasal sorumluluk örneği olarak değerlendirmedi (BIRN, 2024). Muhalefet partileri, yaşanan sürecin yalnızca kişisel istifalarla geçiştirilemeyeceğini, yapısal reformların gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ise süreci farklı bir biçimde ele aldı. Gösterilerin ilk günlerinden itibaren yaptığı açıklamalarda, eylemlerin “Sırbistan’ın istikrarını hedef alan dış odaklarca kışkırtıldığını” öne sürdü. Protestocuları “ülkeyi küçük düşürmeye çalışan gruplar” olarak tanımlayan Vučić, sorumluluğu teknik kurumlara atarken, hükümetin genel performansını savunmaya devam etti (Freedom House, 2024). Bu söylem, protestocuların öfkesini dindirmek yerine daha da güçlendirdi. Sosyal medyada “15 kişi öldü, sen istifa bile etmedin” sloganı geniş bir etki yarattı.
Gösterilerin en büyüklerinden biri, 15 Mart 2025 tarihinde “15 kişi için ayın 15’inde” sloganıyla Belgrad’da gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı bu protestoya 107.000 kişinin katıldığını açıkladıysa da, bağımsız izleme platformları katılımın 300.000’i aştığını bildirdi (Radio Slobodna Evropa, 2025). Bu eylem, Slobodan Milošević’in iktidardan indirildiği 2000 yılından bu yana Sırbistan’da düzenlenen en büyük toplumsal protestolardan biri olarak kayda geçti. Göstericiler, platform çökmesiyle ilgili tüm belgelerin açıklanmasını, sorumlu siyasi ve teknik aktörlerin istifasını, bağımsız teknik inceleme yapılmasını ve kamu ihalelerinin yeniden düzenlenmesini talep etti.
Tren garı platformunun çökmesi ve ardından gelişen protestolar, uluslararası toplumda da geniş yankı uyandırmıştır. Avrupa Birliği (AB) yetkilileri, Sırbistan’daki demokratik süreçlerin ve hukukun üstünlüğünün önemine vurgu yaparak, yaşanan olayların şeffaf bir şekilde soruşturulması gerektiğini belirtmişlerdir. Özellikle, Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olivér Várhelyi, Sırbistan’ın AB üyelik sürecinin, demokratik değerler ve yolsuzlukla mücadele konularındaki ilerlemeye bağlı olduğunu ifade etmiştir (The Guardian, 2025). Uluslararası medya organları da olaylara geniş yer ayırarak, Sırbistan’daki hükümet karşıtı protestoların boyutunu ve halkın tepkisini detaylı bir şekilde aktarmışlardır.
Novi Sad’daki platform faciası ve sonrasında gelişen toplumsal hareket, Sırbistan’da demokrasinin yalnızca seçimle sınırlı kalamayacağını, halkın yönetişim kalitesine dair taleplerinin de siyasal sürecin parçası olması gerektiğini açık biçimde ortaya koymuştur. Devletin yalnızca yasa yapan ve yatırım yapan bir aygıt değil, aynı zamanda bu süreçleri şeffaf, adil ve hesap verebilir şekilde yöneten bir yapı olması yönündeki beklenti artık toplumsal bir talep hâline gelmiştir. Bu olay, yalnızca bir fiziksel altyapı krizini değil, devlet-toplum ilişkisinde giderek açığa çıkan meşruiyet boşluğunu ve yönetişim zaaflarını gün yüzüne çıkarmıştır.
Sonuç olarak, Novi Sad’da yaşanan platform faciası, Sırbistan’da yönetişim kalitesi, kamu kaynaklarının kullanımı ve siyasal hesap verebilirlik gibi alanlarda derinleşen krizi görünür kılmıştır. Öğrenci hareketinin haftalık protestolarla canlı tutulması, toplumun yalnızca tepkisel değil, uzun vadeli bir demokratik taleple hareket ettiğini göstermektedir. Bu süreç, demokratikleşme teorilerinde sıkça tartışılan “hesap soran yurttaş” profilinin, Sırbistan’daki gençlik ve entelektüel kesim tarafından somut biçimde inşa edilmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Sırbistan’ın önümüzdeki dönemde bu krizi nasıl yöneteceği, yalnızca iç siyasetin değil, aynı zamanda AB ile ilişkilerin ve uluslararası imajın da şekillenmesinde belirleyici olacaktır. Olay sonrası yaşananlar, teknik bir çöküşün nasıl derin bir siyasal sarsıntıya dönüşebileceğini göstermesi bakımından yalnızca yerel değil, bölgesel düzeyde de dikkatle izlenmektedir.
Kaynakça
- (2024). “Public outrage grows after Novi Sad platform collapse.” Balkan Insight. Erişim: https://balkaninsight.com/2024/11/05/public-outrage-grows-after-novi-sad-platform-collapse/ (Erişim Tarihi: 28.03.2025)
- (2024). “Civic Mobilization Report: Public Response to Novi Sad Tragedy.” CRTA. Erişim: https://crta.rs/en/civic-mobilization-report-public-response-to-novi-sad-tragedy/ (Erişim Tarihi: 25.03.2025)
- (2024). Serbia detains 11 after Novi Sad railway station collapse protests. Erişim: https://www.euronews.com/my-europe/2024/11/21/sirbistanda-tren-istasyonundaki-kaza-sonrasi-11-kisi-gozaltina-alindi (Erişim Tarihi: 28.03.2025)
- Freedom House. (2024). “Nations in Transit: Serbia.” Freedom House. Erişim: https://freedomhouse.org/country/serbia/nations-transit/2024 (Erişim Tarihi: 27.03.2025)
- Radio Free Europe. (2025). “Premijer Srbije podneo ostavku u jeku protesta.” Radio Slobodna Evropa. Erişim: https://www.slobodnaevropa.org/a/premijer-srbije-podneo-ostavku-u-jeku-protesta/ (Erişim Tarihi: 28.03.2025)
- Radio Slobodna Evropa. (2025). “Više od 300.000 građana u protestu 15. marta.” Radio Slobodna Evropa. Erişim: https://www.slobodnaevropa.org/a/vise-od-300000-gradjana-u-protestu-15-marta/ (Erişim Tarihi: 28.03.2025)
- (2024). “Serbian students block classes to protest platform collapse deaths.” Reuters. Erişim: https://www.reuters.com/world/europe/serbian-students-block-classes-protest-platform-collapse-deaths-2024-12-06/ (Erişim Tarihi: 23.03.2025)
- Transparency Serbia. (2024). “Public Procurement and Corruption in Infrastructure Projects.” Transparency Serbia. Erişim: https://transparentnost.org.rs/en/publications/public-procurement/110-public-procurement-and-corruption-in-infrastructure-projects (Erişim Tarihi: 24.03.2025)
- The Guardian. (2025). Major anti-corruption protests in Serbia add to pressure on President Vučić. Erişim: https://www.theguardian.com/world/2025/feb/01/student-led-protests-in-serbia-mark-railway-station-deaths-blamed-on-graft (Erişim Tarihi: 28.03.2025)
- The Times. (2025). The 100-day ‘bloody hands’ protest against Serbia’s construction boom. Retrieved from https://www.thetimes.co.uk/article/the-100-day-bloody-hands-protest-against-belgrades-property-boom-hmbzwlrkc (Erişim Tarihi: 28.03.2025)